
2008....İznik'te restore edilip çini atölyelerine çevrilen medreseyi geziyoruz.Ortada bir avlu var ve etrafında minik minik odacıklar.Bu odacıkların içinde çeşitli atölyelerin çini çalışmaları satılıyor.Avluda ise çini ustalarının çalışmalarını takip edebiliyorsunuz.Tüylerinizi ürperten,buram buram tarih kokan bir mekan.Bir odaya giriyoruz, çini karoların birleştirilmesiyle oluşmuş kocaman bir tablo dikkatimizi çekiyor,zaten çekmemesi mümkün değil o kadar büyük ki..Osman Hamdi Bey'in Kaplumbağa Terbiyecisi..Renklerin canlılığına Tamer(eşim) mest oluyor.Küçük turumuzun ardından bir de bakıyorum ki tekrar aynı yerde ve satıcıyla pazarlık halinde.Konuşulan rakamlara kulak kabarttığımda birden gözümün önünden film şeridi halinde o rakamla yapabileceğim alışveriş listesi geçiyor ve derhal olaya dahil oluyorum:) Büyük mücadele sonrası çekiştire çekiştire Tamer'i oradan çıkartıyorum.Kazandığım zaferle böbürlenirken onun ''ama çok güzeldi'' demesi ve dönüp dönü
p esere bakması da feci şekilde içimi acıyor...

Bunu neden anlattım biliyormusun???Bazen yaşadığımız anlık kader değişimleri vardır.Belki hiç farkında bile olamayız ama aslında yaşanılan bir olay veya bir söz bizim adım atmamız için tasarlanmıştır.İşte bu paylaşımımda benim üç sene sonra yaşayacaklarımın başlangıcı oldu.Nasıl mı??? Devam edeyim.. Ertesi gün İstanbul'a dönüyoruz ve yaklaşık iki hafta sonra evlilik yıldönümümüz.Malum ''ne hediye alsam'' krizi başlıyor bende.Çok cesur bir kararla Kaplumbağa Terbiyecisi'nin yağlı boya tablosunu yapıp hediye etmek istiyorum.Çok cesur dedim çünkü o ana kadar yağlı boya tablo hakkında en ufak bir fikrim bile yok.Evet üniversite sınavları zamanında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Endüstri Tasarımı'nın yedeklerine kalmıştım ama orada sınav sadece kara kalemdi.Zaten Marmara Güzel Sanatlar'ın sınavını da sulu ve yağlı boya olduğu için kazanamamıştım.Ehh her şeyin bir kolayı var:) açarsın bilgisayarı tuval,fırçalar,boyalar,terebentin vs. hakkında bir sürü yazı ve videoyu izlersin:) Sonra da doğru Bauhaus...Gerekli tüm malzemeyi temin ettikten sonra başlarsın çalışmaya.Gündüz vakit buldukça ve gece Tamer yattıktan sonra devam ediyordum.Böylelikle tabloyu tamamladım.Hiç de fena değildi ya da o an gözüme çok iyi görünüyormuş:)) (Aslında başarısız olduğumu bir sonraki sene net gördüm) Evlilik yıldönümümüzde Tamer verdiğim paketi açarken bende adrelanin tavan yapmıştı:)) O ise gözlerine inanamadı , bütün gece bana iltifatlar yağdırıp acemi tablomu salon duvarına astı ve o acaip şey uzun bir süre orada kaldı:)) Ardından bana Tamer tarafından yağlı boya resim tekniğini öğrenmem konusunda baskı geliyor ve ben kendimi resim kursunda buluyorum.İşte böylelikle benim resim maceram başlıyor.Orada renkleri ve renklerle oynamasını çok seviyorum.İki tane de artım var : solak ve teraziyim:)) Kursa gittiğim ilk gün oraya gidiş amacımı hocama anlatıyorum,tekniği öğrenip aynı tabloyu bilinçli yapmak...Senenin ikinci yarısında tabloma başlıyor ve sene sonunda tamamlıyorum.Tablom kurul tarafından seçilip Kadıköy'de sergileniyor:) Resim kursu bana bir sene sonra meslek kapılarını açmış oluyor.Makyaj eğitimi almamdaki en büyük etken bu kurs oluyor Renklerle artık tuvalde değil yüzlerde oynamaya başlıyorum.
İşte böyle... Aldırtılmayan bir tabloyla başlamıştı her şey...Yazımın başında da dediğim gibi doğrudan veya dolaylı ama bir şekilde fırsatlar sunuluyor bizlere.Görelim ve isteyelim..Aslında bu paylaşımın tek amacı var o da sadece Osman Hamdi Bey'e teşekkür etmek...Artık içim rahat:)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder